Cunda’dan Selamlar…
Bugün tarif yok…
Bugün size bir lezzet tarifinden değil, lezzetin yaşandığı bir adadan sesleniyorum.
Şu an Cunda’dayım. Hafif rüzgâr zeytin ağaçlarının dallarını usulca sallıyor. Elimde mis gibi kokan kahvem, önümde özenle hazırlanmış bir kahvaltı masası… Otelin bahçesinde otururken insanın zamanı durdurası geliyor. Bazen en güzel tarif, huzurun kendisi oluyor.
Bu güzel sabaha ev sahipliği yapan Selene Otel, tam Cunda’nın merkezinde, samimiyetiyle insanı saran sıcacık bir yer. Güler yüzlü çalışanları, sakin atmosferi ve kendinizi evinizde hissettiren ortamıyla adanın ruhunu sonuna kadar yaşatıyor.
Bu güzel mekânın sahibi ise kardeşim kadar sevdiğim sevgili Emre Akyalı. Misafirperverliğiyle yine farkını gösterdi. Akşam olduğunda rotamız bu kez Cunda sahilinin en özel duraklarından biri olan Vira Balık oldu.
Ege’nin eşsiz mezeleri, taptaze deniz ürünleri, özenli sunumlar ve profesyonel bir ekip… Masaya gelen her tabak “iyi ki gelmişiz” dedirtti. Lezzetin yanında ilgi ve hizmet de kusursuz olunca gece çok daha anlamlı oluyor.
Derken gece bitmedi…
Yemekten sonra kendimizi daracık taş sokakların arasında saklanmış bir cevherde bulduk: Cactus Cunda Kokteyl. Hazırladıkları kokteyller hem görüntüsüyle hem de lezzetiyle gerçekten etkileyiciydi. Cunda’ya yolunuz düşerse mutlaka uğrayın derim. Bazen güzel bir akşamı unutulmaz yapan şey, doğru insanların hazırladığı bir bardak kokteyl olabiliyor.
Ama Emre’nin sürprizleri bununla da bitmedi.
Babası, kıymetli Mehmet Akyalı ile birlikte ailelerinin yıllardır sürdürdüğü çok özel bir değeri de yaşatıyorlar. 1944 yılından beri varlığını sürdüren bu köklü işletme, bugün rengârenk doğal sabunları, mis kokulu ürünleri ve adanın bereketini taşıyan zeytinyağlarıyla ziyaretçilerini karşılıyor.
Taş sokakların arasında yer alan Mehmet Akyalı Zeytinyağı Fabrikası, sadece alışveriş yapılacak bir dükkân değil; Cunda’nın geçmişini, emeğini ve doğallığını hissedeceğiniz bir durak. Raflardaki her ürün özenle hazırlanmış. Zeytinyağlarının tadına bakın, sabunların mis gibi kokularını içinize çekin. Emin olun, adadan dönerken bavulunuza koyacağınız en güzel hatıralardan biri olacak.
Bazen bir ada sadece deniz ve güneşten ibaret değildir.
İnsanlarıyla, emeğiyle, sofralarıyla, taş sokaklarıyla ve zeytin kokusuyla hafızanızda yer eder. Cunda da tam olarak böyle bir yer…
Ben bugün size tarif vermedim.
Ama kalbinize dokunacak birkaç güzel adres bırakmak istedim.
Yolunuz Cunda’ya düşerse sadece gezmeyin; yavaşlayın, bir kahve söyleyin, zeytin ağaçlarının gölgesinde oturun, denizin sesini dinleyin ve bu güzel insanların emeklerine ortak olun.
Bir sonraki yazıda belki yine mutfakta buluşuruz.
Ama bugün…
Cunda’dan, zeytin kokulu rüzgârların arasından hepinize sevgi ve selamlar…
Helin Nazlı Çoban
