Hayat Kimleri Ödüllendirir?

Editör & Yazar

Doğduğumuz evi seçme hakkına sahip değiliz ama oradan çıkmak cesaretimizdir.

Bir profesörün sözleriyle başlayalım…
Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara, sevgili Cansu Canan Özgen’in programında şöyle diyor:

“İnsanın potansiyelini kendi belirler, birisi çalışırsa her şeyi yapabilir, lafı yalandır.”

Hocanın konuşmasında bu cümle tokat gibi çarptı bana. Eğitimde fırsat eşitsizliğine dikkat çektiği
yerlere hak veriyorum. Fakat bu kurduğu cümleye katılmam mümkün değil. Şöyle bir örnek veriyor:
“Bir çocuk uyanıyor, perdeyi açıyor, güzel bir manzara görüyor. Diğeri açıyor, apartman boşluğu. Bu
iki çocuk nasıl eşit yarışacak?”

Her aile çocuğuna denize açılan pencereler sunamayabilir. Bazı çocuklara pencereden denize bakar,
bazıları ise apartman boşluğuna…
Birinin penceresinden güneş girer içeri, diğerinin penceresinden gürültü.

Bu iki çocuk, aynı yarışta nasıl eşit koşabilir?

Ailelerin çocuklarını sevme, destekleme ve yüreklendirmeleri maddi imkanları kadar sınırlı ise hayatta
aşması gereken engeller o çocuk için oldukça zor olacaktır. Bu durumun tam tersi de mümkün. Her
varlıklı ailenin çocuğunun payına banka hesapları büyüklüğünde sevgi düşmüyor. Bu çocuk da ne
yazık ki oldukça güç engellerle karşılaşacak.

Bazı aileler çocuklarının merakını büyütür,
bir kelimesini bile dikkatle dinler,
küçük bir fikri bile kıymetli bir tohum gibi görür.
Bazılarıysa “boş işlerle uğraşma” diyerek o tohumu toprağa düşmeden kurutur.
Kimi çocuk “yapabilirsin” cümlesiyle büyür,
kimi ise “yapamazsın” yankısıyla.
Ve bu fark, yıllar sonra bile insanın içinde konuşmaya devam eder.

Elon Musk, Jeff Bezos, Bill Gates, Mark Zuckerberg…
Bu isimler, bu çağda “başarı hikâyesi” dendiğinde aklımıza ilk gelenler.
Peki onları bu kadar farklı kılan yalnızca doğdukları ev miydi?
Yoksa o evin sınırlarını aşacak kadar meraklı, inatçı ve kararlı olmaları mıydı?

Tuhaf bir yanılgımız var:
Başarıyı sadece parayla ölçüyoruz.
Bir insanın ne kadar kazandığı, kim olduğu hakkında çok belirleyici oluyor.
Oysa başarı, banka hesaplarında değil,
bir insanın kendi sınırlarını aşma cesaretinde ölçülmeli.
Bazıları servet biriktirir,
bazıları ise bir ömür boyunca kendini.

Napoleon Hill, Düşün ve Zengin Ol kitabında şöyle der:

“Zihninde net bir amaç belirle ve ona bütün ruhunla sarıl.
Evren seninle iş birliği yapacaktır.”

Bu cümle, kaderi reddetmez ama ona teslim olmaz.
Kaderin üzerine bir irade, bir yön koyar.
Çünkü insanın doğduğu evi seçme hakkı yoktur ama
o evin dışına çıkma hakkı vardır.
Kimi bu yolu yürürken kaybolur, kimi ise kendini bulur.
Kimi dünyayı değiştirir, kimi ise sadece kendi dünyasını.
Her ikisi de bir adım atmıştır ve belki de hayatın ödülü tam oradadır.

Hayat herkese eşit davranmaz.
Herkese seçim hakkı verir:
Ya koşullarının kurbanı olursun,
ya da koşullarını aşan biri.

Belki de hayat kimleri ödüllendirir sorusunun tek bir cevabı yoktur.
Hayat, perdeyi açtığında karanlık gören ama ışığı aramaktan vazgeçmeyenleri ödüllendirir.
Hayat, “imkânsız” denilen kapıya inatla vuranları ödüllendirir.
Hayat, doğduğu evi değil, kendi iç evini yeniden kuranları ödüllendirir.

Ve sen, hangi pencereye uyanıyorsun bugün?
Manzara mı belirliyor seni,
yoksa sen mi o manzarayı?

Mehmet Rıfat

ETİKETLER:
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.