Burak Akan’dan: Hayat, Cesaret ve Kendinle Yüzleşmenin Bedeli

Burak Akan’dan: Hayat, Cesaret ve Kendinle Yüzleşmenin Bedeli

Bazı insanlar sabaha alarm kurar.
Bazıları hayata…
Ve çoğu, uyanmadan yaşlanır.

Şehirler uyumaz derler. Yalan.
Şehirler uyur; insanlar ayakta kalır.
Ayakta kalmak yaşamak sanılır.
Oysa ayakta kalanların çoğu, içten çoktan düşmüştür.

Bir gün, aynaya bakarken fark edersin:
Yüzündeki çizgiler zamandan değil, vazgeçtiklerinden.
Gözlerindeki boşluk yorgunluktan değil, ertelediklerinden.
Ve omzundaki ağırlık hayattan değil;
kendine söyleyip de tutmadığın sözlerden.

Bize hep “sabret” dediler.
Ama kimse “neye sabredeceğini seç” demedi.
Bize “şükret” dediler.
Ama kimse “neden hâlâ buradasın” diye sormadı.
Bize “güçlü ol” dediler.
Ama kimse “güçlü görünmekle güçlü olmak arasındaki uçurumu” anlatmadı.

İnsan bazen kaybettiği için değil,
yanlış kazandığı için çürür.
Yanlış alkışlar, yanlış omuzlar, yanlış kalabalıklar…
Doğru sandığın her yanlış, ruhunda sessiz bir kırık bırakır.
Ve sen, her sabah biraz daha eksik uyanırsın.

Herkes sana “zirve” diye bir resim satıyor.
Takım elbise, başarı pozu, filtreli mutluluk,
sosyal medyada parlayan sahte kahkahalar…
Ama kimse o zirvede geceleri kimin ağladığını anlatmıyor.
Kimse, alkış bitince insanın içindeki sessizliğin ne kadar gürültülü olduğunu söylemiyor.

Hayat bazen seni yere sermez.
Hayat bazen ayağa kaldırır…
Ama yanlış yerden tutarak.
O yüzden doğrulursun ama kendin olmazsın.

Bir noktadan sonra şunu anlıyorsun:
İnsan en çok başkaları için güçlü dururken,
kendine karşı zayıf düşüyor.
Ve en ağır yalnızlık,
kalabalıkların ortasında yaşanıyor.

Kimse sana şunu öğretmedi:
Hayat bir yarış değil.
Ama kaçtığın her şey,
bir gün finiş çizgisi gibi önüne çıkıyor.

Kendini sürekli “sonra”ya erteleyenler var.
Sonra konuşurum.
Sonra cesur olurum.
Sonra değişirim.
Sonra başlarım.
Sonra…
Sonra dediğin şey, çoğu zaman hiçbir zaman demenin kibar halidir.

Bazen bir gecede büyümezsin.
Ama bir gecede uyanırsın.
Bir cümleyle, bir kayıpla, bir yüzleşmeyle…
Ve o an anlarsın:
Hayat seni öldürmeye çalışmıyormuş.

Seni, sen olmayan halinden kurtarmaya çalışıyormuş.

Şunu bil:
Kırıldığın yerler, seni zayıflatmaz.
Eğer kaçmazsan,
orası karakterinin inşa edildiği yerdir.

Ve evet…
Bazı insanlar hiç iyileşmez.
Ama bazıları, kırıldıkları yerden efsane bir hikâyeyle çıkar.

Bugün hâlâ nefes alıyorsan,
hayat senden vazgeçmemiş demektir.
Asıl soru şu:
Sen, kendinden vazgeçtin mi?

“İnsan, kaybettiğinde değil; kendine ihanet ettiğinde gerçekten yenilir.”
“Hayat, cesareti olanlara mucize sunar; korkaklara bahane.”

Bu yazıyı okuduktan sonra hiçbir şey yapmayacaksan,
okumamış say.
Ama bir tek küçük adımı bile ertelemezsen,
işte o zaman…
hikâye Everest’te değil,
senin içinde başlar.

Burak Akan

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.