Sanatçılarımızın Değeri Neden Hep Sonradan Biliniyor?

Geçtiğimiz günlerde, arabesk müziğin güçlü sesi Güllü’nün ani vefatı hepimizi derinden sarstı. Onu, kendine has yorumuyla, içten gelen sesiyle tanıyorduk. Ama ne yazık ki birçok sanatçımız gibi, o da yaşamı boyunca hak ettiği ilgi ve değerle değil; vefatının ardından başlayan bir “yeniden keşif” ile gündem oldu. Şarkıları sosyal medyada dolaşmaya başladı, milyonlarca kez dinlendi. Hepimizin aklında aynı soru var: Neden değer vermekte bu kadar geç kalıyoruz?

Bu aslında sadece Güllü’nün değil, birçok sanatçımızın ortak kaderi. Yaşarken konser salonları dolmazken, ölümünden sonra şarkıları milyonlarca kez dinleniyor. Hayattayken sesini duyurmak için mücadele ederken, ardından “unutulmaz sanatçı” ilan ediliyor. Biz toplum olarak sanatçılarımızın kıymetini, sanki onları kaybetmeden anlayamıyoruz.

Oysa sanat, toplumun aynasıdır. Bir şarkı, bir dize ya da bir film sahnesi yıllar geçse de bize eşlik eder, hayatımıza dokunur. Ama sanatçının emeği, yaşarken desteklenmezse, bu üretimin devam etmesi de mümkün değildir. Alkışı duymayan bir sanatçı, yalnızca kendisi için değil, toplum için de kaybolur.

Belki de asıl mesele, bizim tüketim alışkanlıklarımızda. Popüler olanı anlık tüketiyor, kalıcı değer yaratmaya çalışan sanatçıları ise görmezden geliyoruz. Ancak onlar aramızdan ayrıldığında, içimizde bir boşluk hissedip şarkılarına sarılıyoruz.

Güllü’nün ardından söylenecek en doğru sözlerden biri şudur: Sanatçıların değerini yaşarken bilmek, onların üretimlerine sahip çıkmak hepimizin sorumluluğu olmalı. Çünkü kaybettikten sonra pişmanlık duymak, hiçbir şeyi geri getirmiyor.

Belki de artık bu kısır döngüyü kırmanın vakti geldi. Değerli sanatçılarımıza yaşarken alkış tutmayı öğrenirsek, hem onların ömürlerine hem de sanatın kalıcılığına gerçek bir katkı sunmuş oluruz.

Serkan Çabuş
Müzisyen

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.