Güvenilir Medya

Medya Yöneticisi

Haydi hep beraber hayal edelim şimdi…

Kendimizi “Devlet” yerine koyalım. Bakalım devlet olarak nasıl bir bir medya ile çalışmak isteriz?

Ben Devletim!

Siz beni devasa binalardan oluşan, ağır işleyen yasalardan ibaret sadece sınırlar ve bürokrasi olarak görüyorsunuz ama aslında ben devasa bir yaşayan organizmayım.

Tek bir temel amacım var!Hayatta kalmak, toplum düzenini sağlamak ve gücüme güç katmak. Hele hele Türkiye Cumhuriyeti Devletiysem bu çok bilindik “tek temel amaç” binlerce alt metinlere dönüşür ki köşemizde yer bulabilirsem bazılarını paylaşabilirim.
İdealistlerin, romantiklerin ya da gazetecilerin aksine benim için medya, “dördüncü kuvvet” veya “hakikatin bekçisi” değildir. Bu sadece politik dilden ibaret bir demagojidir.

Medya, tabiri caizse eğer benim sinir sistemimdir!

Kakofoni değil, senfoni yani “Yönetilebilir Özgürlük” isterim.

Kamuoyunda geçerli olan genel kanıya göre devletin kendisini körü körüne öven, tek sesli bir medya arzuladığını sanılır. Bu amatörce hatta cahilce bir hatadır. Sürekli propaganda yapan bir medya, halkın güvenini çok çabuk kaybeder. Dolayısıyla güvenilmeyen bir medya benim işime asla yaramaz!

Benim arzuladığım medya, “kontrollü bir muhalefete” ve yapıcı eleştiriye sahip olmalıdır. Vatandaşlarım, farklı sesler duyduğunu, özgür bir tartışma ortamında olduğunu, kendi fikirlerini savunan birilerinin var olduğunu hissetmelidir. Ancak günün sonunda, en hararetli tartışmalar bile benim varoluş sebebimimi ve otoritemi sarsacak noktaya asla ulaşmamalıdır. Toplumun ahlaki değerlerine, örfüne, adetine ve kültürüne asla yabancı olmamalıdır.

Milyonlarca farklı aklı, inancı ve geçmişi olan insanı bir arada tutmak kolay değildir. Toplumun dağılmaması için herkesin aynı büyük resme inanması gerekir. Bu tecrübenin bin yıllarla oluştuğunu kimse unutmamalıdır.

Günümüzde gördüğünüz iki asırlık süper güç diye tabir edilen ya da çadır devletleriyle beni asla kıyaslamayınız lütfen! Benim medyam; ulusal mitleri, kahramanlıkları, ekonomik ve teknolojik başarıları her sabah insanların zihnine taze bir kahve gibi sunmalı! Kriz anlarında; savaş, salgın, ekonomik dalgalanma gibi olağanüstü durumlarda beni zayıf gösterecek soru soran ve kamuoyunda oluşan paniği körükleyen değil, yatıştıran ve kenetleyen bir mekanizmaya dönüşmeli.

Benim medyam halkımın “Ne olacağız?” sorusuna her kanaldan, her gazeteden “Devletimiz güçlüdür, güvendeyiz” alt metnini işlemesini bilmeli…

Bir devlet olarak bilirim ki; toplumlar bazen yorulur, öfkelenir ve tatminsizlik yaşayabilirler. Bu bahsettiğim olguyu yaşı olanlar tecrübe etmiştir ve iyi de anlayacaktır. Benim olması gereken medyam, gündelik hayatın zorlukları veya siyasi bir açmaz yaşandığında; magazinle, spor müsabakalarındaki fanatizmle, kimin kime ne dediği gibi yüzeysel polemiklerle halkın enerjisini farklı alanlara taşımalıdır.

Devlet sistemine ve otoritesine yönelebilecek olası büyük ve yıkıcı öfke, televizyon ekranlarındaki suni tartışmalara yönlendirilip paramparça edilerek zararsız hale getirilmelidir ki dışarıya karşı çelik bir zırh görevi üstlenebilsin.

Sınırlarım içinde kendi aramızda ne tartıştığımız, neden kavga ettiğimiz önemli olsa da sınırlarımın ötesine geçen her sinyal benim dünyadaki itibarımı geri dönüşü olmayacak bir şekilde etkileyebilir.

Bu sebeple benim medyam, uluslararası arenada benim kültür elçim, diplomatik silahım ve savunma kalkanım olmalıdır. Yabancı ülkelerin vatandaşlarına gücümü, haklılığımı ve kültürümün cazibesini öyle incelikli anlatmalıdır ki, başka devletlerin liderleri benimle masaya oturmadan önce medyamın algısına çoktan yenik düşmüş olsun!

Nitekim özendiğiniz batılı medya tam da bunu yapmakta ve başarılı olmaktadır.
Velhasıl…
Benim medyam; bana dışarıdan zorla itaat ettirilmiş gibi duran korkak bir yapı olmamalıdır. Aksine, kendi özgür iradesiyle benim çıkarlarımı savunduğuna inanan ve toplumu bir arada tutan adeta görünmez bir yapıştırıcıdır. Otokontrol sistemi o kadar güçlüdür ki benim kusursuz dünyamda sansüre asla ihtiyaç duymam!

Arzuladığım medyada “Otokontrol” erdem, “Devletin Bekası” ise gazeteciliğin yazılı olmayan birinci kuralıdır.

Sait İnanç

Medya Yöneticisi

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.